31 Mayıs 2014 Cumartesi

MadeİnChina YazanMalıAlma / tw

MadeİnChina YazanMalıAlma -> 2009'dan beri almıyoruz zaten, ama uzun vadeli olabilmesi için işin mantığı önemli
MadeİnChina YazanMalıAlma -> çinde üretilmiş mal ile çin malı farklı şeyler, keşke imkan olsa da hiçbirini almayabilsek...
MadeİnChina YazanMalıAlma -> hem çin firması mallarını hem de çinde üretilmiş yabancı malları boykot etmeye kalkarsanız üç gün sürer enfazla
MadeİnChina YazanMalıAlma -> sıkı bir boykotu uzun süre devam ettirmek mümkün değil, özellikle bilhassa çinlilerin mallarına odaklanmalı
MadeİnChina YazanMalıAlma -> boykot yerine işi şuur haline getirmek daha kalıcı olur, hiç almamaya çalışıp yapamayınca hepten bırakmayın
MadeİnChina YazanMalıAlma -> "çin malı tercih etmeme politikası" daha verimli olacaktır

MadeİnChina YazanMalıAlma -> bunun dışında bireysel tepkilere ek olarak çinle iş yapan tüccarlara tepki göstermek fayda edebilir...

Türkçe millet / tw



türkçe ve sosyoloji bağlamında kullanılan millet kelimesi ile "dini terim" olanı birbirinden ayrı ele almak lazım
biri doğru diğeri yanlış değil, sadece kullanırken hangisinin kastedildiğini bilmek önemli
gündelik lisanda kullandığımız ümmet ile arapça aslı da farklı...
dil meselesinde doğru kıvamı tutturmak gerek, türkçe konuşuyoruz, arapça değil; >
türkçe'de arapça asıllı çok kelime var, bunlar artık türkçeleşmiştir, türkçe'de kazandıkları mânâ kastedilir
kelimeyi arapça diye dilden atmak kadar, türkçe'de kazandığı mânâyı göz ardı edip arapça gibi düşünmek de hata
bu iki mantık da bu kelimeleri "arapça" saymakta birleşiyor. bunlar arapça değil artık, arap asıllı türkçe kelime
ama esas arapça manası terim vasfı taşıyorsa, gerektiğinde onu da dikkate almak icap eder; yerine göre...
minare "nur/nar" kulesi değildir; arapça "me'zene"nin türkçe karşılığıdır mesela
kubbe arapça'da çadır olsa da türkçe'de kürevi şekilli çatıdır, böyle uzar gider...

elbet millet kelimesi türkçe manada kullanılsa bile, batının nation'undan farklı olacak, arapça milletten dolayı

kolaj duyarlılık / tw

kolaj duyarlılık = kolay duyarlılık, bir ciddiyeti yok, muhakeme gerektirmiyor, bir duruş, tavır, tutarlılık da gerektirmiyor
herkesin sloganlarını kopyalayıp yapıştırarak en fazla sempatik olursunuz, antipatik olmanız daha muhtemel
1. muhatabın ifadesini, onun mantığı içinde anlayacaksın 2. kendi düşünce diline tercüme edeceksin
3. kendi değerlerinle yeniden kurgulayıp 4. kendi dilinle ifade edeceksin.
misal senin teorinde eşitlik kavramı yoksa, ayrımcılığa karşıyız diye slogan atmanın bir hakikati yok
birbiriyle çelişen teorilerin sloganlarını bukalemun gibi tekrarlamak, timsah göz yaşından daha sahih ve samimi durmuyor
bi dakka bi dakka yine hatlar karışmış. evet, faşizm uygarlıktır, gayet de moderndir. tıpkı kapitalizm, sosyalizm, feminizm ilh gibi
uygarlık, modernlik, ilerleme, aydınlanma felan deyince iyi bşi sanıyo hâlâ bağzı hemşeriler
modern veya uygar olmak iyi bir şey değil ki; budist veya animist olmaktan farkı yok
hangi değer dizisi olduğu önemli. kriter batı medeniyeti ve moderniteyse faşizm bunun kapsamında, faşistlikle dışına çıkmıyor

uygar ve modern kelimelerini nazik veya anlayışlı manasına kullanmak hatalı

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Hızlandırılmış tıpta uzmanlık kursu


fazla okuma-araştırmaya vakti olmayanlar için özet geçiyorum: 

1) intaniye = tienam'a (olmadı meronem'e) geçelim.

2) nöroloji = 
1. başı ağrıyorsa diklomek 
2. başı dönüyorsa nootropil 
3. nöbet geçiriyorsa epanutin 
4. felçliyse, başka hastalığı varsa dahiliyeye gönder 
5. felçliyse, başka hastalığı yoksa eve gönder.

yeni başlayanlar için bir bakışta acil cerrahi: 
1. defans (+) -> laparotomi 
2. batın rahat -> acil cerrahi patoloji düşünülmedi. elektif cerrahi için poliklinik başvurusu/ gereğinde rekonsültasyonu uygundur.

yeni başlayanlar için bir bakışta acil pediatri: 
1. augmentin susp 40 mg/kg / ampisid 100 mg/kg / zimaks 8 mg/kg 
2. calpol 3x1 / paranox supp 3x1 
3. dolven 3x1 
4. reflor/ maflor 1x1; 
3 gün sonra kontrol

bir bakışta nrş: dıııt dıııt dıııtt 
(orhan baba'dan geliyor: "ya evde yoksan")

yeni başlayanlar için dahiliye: 
teşhis = 
bilinen demans/parkinson/svo + koah/astım + dm + ht + ikh/ kky ( + kby) tanıları olan 80 yaşında erkek/ 100 yaşında kadın hasta oral alımın olmaması şikayetiyle getirildi, gdb teşhisiyle tetkik ve tedavi amacıyla interne edildi. yatışı sırasında dekübit ülseri gelişti, pnömoni/+iye gelişti. iki kere iki kan kültürü bir idrar kültürü alındı. sinyal görülmedi. genel durumun bozulması üzerine anestezi konsültasyonu istendi. yoğun bakım endikasyonu kondu. yoğun bakımda yer bulunamadı. hasta arrest oldu. döndü. yoğun bakıma devredildi. bir ay sonra yoğun bakımdan devren interne edildi. ateşleri oldu. kültür alındı. candida albicans üredi. kateteri çekildi. hemoptizi gelişmesi üzerine çekilen toraks bt.sinde kitle tespit edildi. bronkoskopi için yedikule eah.ne devren taburcu edildi. yedikule eah.den devren interne edildi. patoloji sonuçları için bir ay beklendi. bu arada hematemez ve melena gelişti. yapılan endoskopide mide anturumunda malign görünümlü ülser tespit edildi. biyopsi alındı. batın mr çekildi. multipl met tespit edildi. pet-ct için samatya eah.ne sevk edildi. beyin met. tespit edildi. onkoloji, genel cerrahi, nrş, üroloji, nöroloji, cildiye, plastik cerrahi, nefroloji, intaniye konsültasyonları istendi. potasyum replasmanı başlandı. trombosit replasmanı başlandı. üç gün human albümin verildi. başlamışken üç gün pulse steroid tedavisi verildi. daha ne versek diye düşünürken hasta yakınlarının isteği üzerine haliyle taburcu edildi. 
tedavi = 
1. lansor 30 mg 1x1 po /stop/ losec flk 2x1 
2. antepsin 4x2 
3. beloc 25 1x1 
4. delix 2,5 1x1 
5. aldactone 50 1x1 
6. dilatrend 6,25 2x1/2 
7. ator 20 1x1 
8. diltizem 30 mg 3x1 
9. nac 600 1x1 
10. duocid 1 g 2-3-4x1, 
11. izotonik 1000 cc 1x1 
12. %5 dx %0.45 nacl 1000 cc 1x1 
13. lasix amp 1x1 
14. atrovent nbl 4x1 
15. ventolin nbl 4x1 
16. pulmicort nbl 2x1 
17. kan şekerine göre insülin/ stop/ lantus 1x10+novorapid 3x8/ stop/ levemir 1x12+novomix 3x6/ stop/ levemir 1x8 + novomix 3x10 /stop/ levemir 1x10+novomix 3x8/stop levemir 1x10+novomix 3x6 
18. o2 2-4 lt/dk 
cv: clexane 0.4 2x1 /stop/ clexane 0.6 1x1 /stop/ clexane 0.4 1x1 
cv: coumadin 1x1/2 /stop coumadin 1x1/ stop coumadin bir gün tam bir gün yarım 
cv: coraspin 100 1x1/stop 
cv: plavix 1x1/ stop 
cv: madopar 125 1x1 
cv: metpamid amp 1x1 (lh) 
cv: prednol 40 1x1 
cv: digoxin amp 1x1/2 (hsh) 
cv: es 2ü 
cv: tdp 1ü 
cv: trombosit 8ü 
cv: sf + bactroban krem pansuman 2x1 
cv: kcl amp 1x3 mayi içinde yavaş infüzyon 
cv: clinomel 1000 cc 1x1 
cv: avelox 1x1 
cvcvcvcv: vanco+meronem+epanutin+dekort+mannitol 
anta 4x1 açt kşt 4x1 
oral tuzsuz diyabetik gıda / oral stop / oral sulu gıda /// stop stop stop el-fatiha...


15 Mayıs 2014 Perşembe

işçi hakkı / not

batı~="her şey kapitale göre, kapital için, kapital tarafından" (sosyalizm dahil)

modernitenin ana fikri insan değil paradır, ama para kazanabilmek için de insan -hâlâ- gerekli bir unsur.

çalışanı fazla ezince ayaklanıyorlar, üretim duruyor. aşırı çalışan memnuniyetsizliği verimliliği etkiliyor. sistem için önemli bir aparat olan kamuoyunun tatmin edilmesi gerek. kamuoyu olmazsa demokrasi olmaz, demokrasi olmazsa siyasetçi ve bürokratlar olmaz. siyasetçi ve bürokrat olmazsa, kapital sahibi yönetim için kimi manipüle edecek?

olayın ana fikri, temel direği, içinde yaşadığımız dünyanın ana dinamiği: kapital. bu mantık olmasa, ürünleri de olmazdı. sistem içinde faydalı-zararlı her şey üretim-tüketim çarkının dönmeye devam edebilmesi maksadına göre şekilleniyor. bu sülükler olmasaydı demokrasi de olmazdı, elinizdeki bilgisayar da, içtiğiniz aspirin de.

çalışan hakları sürdürülebilir bir kârlılık için emniyet sübabıdır, bizim muhafaza-i kâr taifesi öğrenemedi henüz...

14 Mayıs 2014 Çarşamba

mevzuata uy(dur)uldu / not

kağıt üstünde nizami olan bir takım işler, zaman zaman (!) fiiliyatta alakasız mecralarda gezebilmektedir. zira,

mevzuata

1) uyulamaz: personel yoktur, malzeme eksiktir, eğitim verilememiştir, prosedürler hatalıdır, her durum düşünülememiştir, yüklenen işin olumlu neticesi olmayacaktır, faydasızdır, gereksizdir, zarara yol açmaktadır vb.

2) uyulmaz: amir takip etmiyordur, memurun işine gelmiyordur, rüşvet dönüyordur vb.

3) uydurulmaz: birileri müdahil oluyordur, inisiyatif kullanılamıyordur, kimsenin haritadan yer beğenesi yoktur vb.

fransilvanya'da işler böyle yürüyor. bizde değil, neyse ki...

19 Nisan 2014 Cumartesi

Moderen bir nesil / tw

  
“atam olmasaydı hiçbirimiz olmazdık” diyen “dindar” görülmesi üzerine…

çok dikkat çekmiyor, ama ülkücülerdeki kemalistleşme eğilimi de aslında benzer bir durum, bu değişimin dinamikleri izaha muhtaç
tespit: "sağ" cenahtan gençlerin, mensup oldukları kimlik ile benimsedikleri fikirler beklenen ölçüde örtüşmüyor
hipotez: kimliklerini sadece birer etiket olarak, semboller üzerinden edindiler, fikriyat ve hayat tarzıyla alakalı bir eğitim almadılar
kimlik kazanma süreciyle kişilik kazanma/ sosyalleşme süreci paralel ilerlemedi; kimlik değerleriyle ortalama değerlerin eklektik sentezi...
kısaca şuursuzluk deyip işin içinden çıkmak da bir ihtimal, başını örtüp boynunu açanla, sen kalk da ben yatam tribine girenin pek farkı yok
özal döneminde hayat tarzında ciddi kırılma yaşandı, sadece tv.da olan şeyler on sene içinde hayatımıza girdi, "köylülük" de hızla azaldı
nasıl yaşıyorsanız öyle inanmaya başlıyorsunuz ve sadece alışkanlıkla aktarılan şeyler de değişim süreçlerinde kaynayıp gidiyor
kara önlük giymeyenlerde durumlar çok daha komplike bence; kara önlüklüler iyi kötü evden bir şeyler alıyordu...
düşüşün sebebi şeylerin evden alınması mı, hiç alınmaması mı?
evden bir şeyler alanlar mektepte yoğrulamıyordu, demek ki çocuklarına yoğrulmayı engelleyecek bir şey veremiyorlar
dalga dalga... 50, 80... bakalım 2002 kuşağı neye benzeyecek?
ama bence aksi kutba savruluyorlar, kendilerine ait nirengi noktaları yok, her şeyi batı üzerinden algılıyorlar
eski nesil intıbaksızdı, bunlar aşırı intıbak ettiler; kaskatı olmak iyi değil, ama bunlar fazla esnek
biz daha fabrika yapan fabrika yapamadan stratejik iş kolları değişti...
gevşek demiyim diye esnek dedimdi :D değerler kaybolunca siyasi platformda bir farkları kalmıyor...
sadece aleviler değil, sünni olan, namaz kılanlarda da benzer değişimler var
kendi dillerini konuşamıyorlar, o yüzden liberallerle aralarındaki fark giderek kapanıyor
günlük ibadete devam, kimlik olarak kendini islam'a nisbet var; ama hayata, dünyaya karşı bir duruş, bir dava yok
meselenin farkında olsalar bir şey yapacaklar belki, ama bizim kuşağımız da fena daldı dünyaya; yadırgamıyorlar
armut gibi daldan toplanmıyor teknoloji, kökü ile ahlakının kökü de ortak
ayrıca teknolojiyi kullanma kültürü de geliştirmek gerekiyor
eskiden "ehlidünya" diye bir şey vardı, şimdi herkes ehl-i dünya
bu konuda açmaz şu eski kurumları modern hayat içinde sürdüremiyoruz, modern kurumlarla kadim değerleri sürdüremiyoruz
japonlar sanıldığı kadar geleneklerine bağlı değil, özellikle yeni nesil. batı özentisi de çok yaygın...
fakat zeminde bir "japon üstünlüğü" duygusu var, bu bizde de var, ama onlarınki çok belirgin
şok bir batılılaşma yaşamışlar, birden bire bir çağdan çok uzak bir çağa geçmişler, yavaş geçişe göre farkındalık var
kültürü ve geleneksel değerleri devam ettirecek kurumlarını berhava etmemişler, bu da kimlik duygusuna katkıda bulunuyor
japon başarısında çok faktör var, kast sisteminin devam etmesi bunlardan biri, samuraylar ceo, köylüler işçi
japon kültürünün gruba bağlılık ve paylaşılmış benlik yönleri de disiplinli çalışmayı kolaylaştırıyor
diğer taraftan japon dini bizimkinden çok farklı, sabit tutmaları gereken şeyler yok, bizimkine nisbetle
bambaşka bir sistemle eklemlenip aynı anda hem dönüşüp hem dönüştürebiliyor
japonya'dan fikir alınabilir, ama tam olarak bir model sağlamaz türkiye'ye, benzerlikler kadar ciddi farklar da var
bence japon karakterinin en göze batan tarafı: neye kafayı taktıysa kendini helak edene kadar o işle uğraşıyor
bizde azimle bir hedefi başarmaya çalışan çok az kişi var, üretmiyoruz, bir eser bırakma peşinde değiliz
zannımca bizim için daha ciddi ipuçları başka diyarlardan değil, yine kendimizden çıkar, misal tekke kültüründen...
burada mesele ehven-i şer şuurunda olmak. modernleşme hareketlerini başlatanlar bunu biliyordu, mecbur kalmışlardı
ama yeni nesillere aktarılamayınca, çaresizlikten kabullenilen şeyleri normal karşılıyorlar
esasta batıya mensup olmadığımızı, batı değerlerinin bizi temsil etmediğini, bunun geçici olduğunu aktarmak gerek
uzak hedefte kendimize ait bir medeniyet olmalı. bu anlatılamayınca batı değerlerini evrensel sanmaya başlıyorlar
tarihte hiçbir medeniyet planlayarak kurulmadı, problemleri fark edip çözümlerini ürettikçe, yavaş yavaş ortaya çıktı
ilk adım kendi müktesebatını iyi bilmek, ikinci adım içinde olduğumuz çağı iyi bilmek, üçüncü adım farkındalık...
o manayı kabullenmek mecburiyetinde değiliz, bizde bu konuyu ele alanlar oldu, m. turhan, e. güngör, a. arvasi...
ondan önce de kendi medeniyetimiz inkıraz evresindeydi, batının saldırısı şartları ağırlaştırdı
n. kösoğlu medeniyette iki bileşenden bahsediyor, biri itici güç, diğeri şekillendirici güç...
şekillendirme için yeterli kaynaklarımız var, ama itici güç bir iman ve ahlak hamlesi olabilir ancak...
aydınlar işin bir yönü, toplumsal yönü de var. şapka inkılabı yapıldı, ama pantolon inkılabı yapılmadı,
şalvarı kendimiz değiştirdik ve tv.la birlikte bu süreç daha da hızlandı, genel bir farkındalık uyandırmak lazım
lale devrinden itibaren emareleri başlıyor, koçi bey risalesi falan boşuna değil, ama birden bire olmuyor bunlar
çok yüksekteysen, motorların tamamen dursa bile epeyce uçarsın. diğer taraftan tamamen çökmedik elbette
asım'ın nesli bunun en güzel örneğidir, en zor zamanda bile bir aksiyon gösterebildi millet...
150 yıl millet hayatında pek bir şey değil, çok uzun süreçler bunlar
ama bir taraftan rehavet, diğer taraftan sosyal çalkantılar... iyi ve kötü yönleri bir arada...